Değerli yayıncılar, yazarlar, yayın emekçileri ve kitap dostları,
Yayıncılık dünyası; yazarından çevirmenine, editöründen matbaacısına, dağıtımcısından bağımsız kitapçısına ve nihayet okuruna kadar birbirine bağlı yaşayan büyük bir kültür omurgasıdır. Bu ekosistemin sağlıklı ve onurlu biçimde işlemesi, yalnızca yayımlanan kitap sayısıyla değil; bağımsız yayıncılığın sürdürülebilirliği, telif haklarının korunması ve kitapla okurun doğrudan, aracısız buluşabilmesiyle mümkündür.
“Yayıncılık yalnızca ticari bir faaliyet alanı değildir; düşüncenin, bilginin, edebiyatın ve toplumsal belleğin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan kamusal bir sorumluluktur.”
Bugün yayıncılık sektörü ciddi maliyet artışları, kâğıt ve döviz krizleri, dağıtım tekelleri, telif ihlalleri ve okuma kültürünün zayıflaması gibi yapısal tehditlerle karşı karşıyadır. Özellikle butik, bağımsız ve küçük yayınevlerinin nefes alması giderek güçleşmektedir. Bu koşullar altında bir arada durmak, mesleki dayanışmayı somut projelere dönüştürmek ve yayıncılığın sesini karar alıcılara gür bir biçimde duyurmak tarihî bir görevdir.
YAYDER olarak temel sorumluluğumuzun; yayıncılık emekçilerinin sesi olmak, sorunları sadece tespit etmekle kalmayıp çözüm üreten kamusal modeller geliştirmek olduğuna inanıyoruz. Bodrum’dan Kırşehir’e, Eyüpsultan’dan Türkiye’nin dört bir yanına taşıdığımız kitap fuarları, okuma kültürü buluşmaları ve dayanışma atölyeleri bu inancın somut meyveleridir.
Gelin, yayıncılığın bağımsız sesini ve kitabın kamusal alanını birlikte büyütelim.
